Duygu vs Mantık

Uzun zamandır gerek arkadaşlarımdan gerek de ailemden çok fazla duyduğum kalıplaşmış bir etiket vardı: “Çok duygusalsın biraz mantığını devreye sok.” Geçen gün bir arkadaşımla bunun üstüne uzun uzun konuştuk. Bana aksedilen şekliyle bu laf kalabalığı oldukça kötü bir şeymiş gibi duyuluyordu. Kimisine göre bu bir zayıflıktı, kimisine göre güçsüzlüktü ve kimisine göre de benim en kötü huyumdu.

Ama aksine ben bunca zaman hep buna inanarak yaşamıştım. Evet küçüklüğümden beri biri bana kızınca ağlardım, biriyle küsünce üzülürdüm ama bunun yanında duygusallığımla olumlu şeyleri de dibine kadar hissederdim.

Getirisi ne oldu sana bunun diye soracak olursanız, üzülerek söyleyebilirim ki hep duygusallığım kullanıldı. Hatta öyle zamanlar oldu ki sırf beni üzmek için hassas noktalarıma basan insanlar çıktı karşıma. Ne olduğum ve nasıl hissettiğim başından beri bellidir çünkü benim. İçimdekini dışa vururum ve hissetmediğim bir şeyi söylemem. Zıt kutuplar olayından mı bilmiyorum ama karşıma benim gibi bam teline basılınca patlayan insanlar çıkmadı pek. Herkes hep kalın duvarlı, soğuk ve sahteydi. Özel ilgi alanıma giriyor herhalde, ben de hep böyle insanları çekici buldum. Aklımca sıra bu şekildeki insanları çözüp bağ kurduğumu sanarken arkamdan dönen bin beş yüz tane oyunu göremiyordum.

Sütten dili yanan yoğurdu üfleyerek yer belki ama bende durumlar pek de öyle gelişmedi. Eskisinden bile daha duygusalım belki şu an. Bütün o duygusallığı zayıf gören, insan müsvettesi, yalanlar üzerine kurulmuş yaşamlarında kendilerini kandıran bireylere(!) rağmen ben hala en gerçek şeyin duygular olduğunu ve insanın sadece hissettiği şekilde davrandığı takdirde “gerçek”e ulaşabileceğini savunuyorum.

Olay da tam bu noktada başlıyor bence. Herkes duygusallığı ve mantığı birbirine zıt kavramlar olarak görse bile aslında ahenk içinde ilerliyorlar. Mantığınız ve düşünceleriniz sizin içinizde belirli başlı duyguları uyandırıyor ve bir yandan da duygularınız hissedilebilmek için mantığınızın dayanabileceği etkenlere başvuruyor. Yani mantık insanı da duygusal insan da aslında ayni noktada birleşiyor. Sadece bazı insanlar mantığını ve duygularını daha uç noktalarda yaşıyorlar.

Şahsıma münhasır konuşuyorum, ben duygularımı gerçekten uçlarda yaşıyorum. Ama beni bu noktaya iten zaten daima mantığım oluyor. Beynimin beni harekete geçiren noktası hislerimde kesişiyor ve mantıken bana uyan duygusal olarak etkileşime geçiyor. Evet bunun zararlı yanlarından uzun uzun bahsettim fakat güzel yanına gelirsek, bu hayatta asla pişman olacağım bir şey yapmadım. Çünkü duygusal olarak gerçekleşen her eylemimin mantığım çerçevesinde sorumluluğu zaten bendeydi.

Çok mutlu ve hevesli başladığım bir olayın sonu inanılmaz üzücü bitse de üzüldüğüm noktada kendime o üzüntüyü yaşamak için bir zaman tanıyorum. Çünkü bu dünyada bütün duygular yaşanmak için varlar ve “Ben mantıklı bir insanım, üzülmem.” argümanınızın ardına saklandığınız noktada zaten başından beri mutluluğunuzun da üzüntünüzünde yalan olduğunu anlıyorsunuz. Bir şeyin varlıyla sizi mutlu ettiği kadar yokluğuyla üzmesinde bir sakınca görmüyorum çünkü biz insanız, hissederiz ve bu şekilde yaşarız. Hissetmeden yaşıyorsanız ya da buna ket vurup mühürlü zincirli duvarların ardına saklıyorsanız güzel duyguları da kötü duyguları da yaşayamazsınız ve ardına saklandığıniz “mantık”ınızın sadece korkaklığınızı saklamak için heybetli duran boş bir balondan başka bir şey olmadığını görürsünüz.

Bence sadece dikkat edilmesi gerekilen şey dozaj ayarlamak. Yani bir şey uykunuzu kaçıracak kadar sizi mutlu ediyorsa ya da üzüyorsa o noktada durup kendinize bir çeki düzen vermeniz gerekiyor. Bazen sizi mutlu eden şey de tüm düzeninizi bozabilir üzen şey de. Ben bu dozaj ayarlama konusunda son zamanlarda kendimi pek iyi görmüyordum sadece kendime biraz dibe batmak için şans tanıdım. Dibe batmadan yukarı çıkamayacağımı biliyordum çünkü. Kendime değer vermeyi öğrendim, kimse için o kadar da harap olunulmaması gerektiğini fark ettim ve sonucunda kafamı ellerimin arasına aldığımda duygusallığımın bir dezavantaj olmadığı konusunda karar kıldım. Yaptığınız yilikleri belki kimse saymıyor ama bir şekilde bunlar sizi siz yapan etkenlerde önemli bir rol oynuyor. Bu noktada da kimseye duygularım hakkında yalan söylemediğim için kendimi iyi biri olarak nitelendirebiliyorum. Varsın bunca zaman yalan söyleyenler, korkaklar ve kendini bulamamışlar duygularından korksunlar; asıl biz duygusallar tüm mantığımızla olduğumuz kişiyi korkusuzca yansıtalım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: