En önemli 3 şey

Bizim ülkede 3 adet geçerliliği olan, hatrı sayılan ve sizi yere yapıştıracak ya da göğe çıkaracak şey var: Memleketiniz, siyasi görüşünüz ve tuttuğunuz takım.

Geçen gün Mecidiyeköy taraflarındaydım. Derse gecikmemek için dedim taksiye bineyim. Pek de sevmem taksiye binmeyi ama acelem var diye bir kereye mahsus bindim. Şöföre “Levent’e götürebilir misiniz?” dedim. Yüzünü buruşturdu. Hiçbir şey demeden önüne döndü. Ben de bindim taksiye.

Benim yer kavramım çok kötüdür. Gerçekten bir yeri tarif de edemem bulamam da. Canı sıkkın şöför beyimiz bütün yol boyunca onu trafiğe soktuğum için söylendi de söylendi. Aslında gitmem gereken yer Esentepe’ymiş ama bu iki lokasyon yanyana olduğu için yanlış söylemişim. Levent’e geldiğimde hocamı aradım. “Ben Levent’teyim nereye geleyim?” diye. O da Esentepe deyince taksici daha da çıldırdı. Yok efendim daha da dolanamazmış. Çok trafik varmış hiç trafiğe giresi yokmuş. Sustum, dedim yaşlı başlı adam bir şey demeyeyim. Ben sustum ama o konuşmaya başladı:

-İn hadi burdan yürürsün.

+Abi bak derse yetişmem lazım zaten hastayım.

-Sen çok kurnazsın, nerelisin?

20 senedir ülkemi iyice tanıdığımdan burdan muhabbetin yürüyebileceğini anladım. Benim annem ve babam İstanbullu. İstanbulluyum dersem adam iyice gıcıklaşacak çünkü bilirsiniz, İstanbullu olmak diye bir şey bizde kabul edilemez. İllaki bir yerlerden göçmüşsünüzdür. İstanbulluyum dediğiniz an 7 düveliniz ve ceddinize kadar soy ağacınız soruyu yönelten kişi tarafından sorgulanır.

Taksici abimizde da tam bir anadolu insanı tipi olduğunu sezdim. Etrafıma bakmaya başladım nereyi sallasam diye. Derken cevabın başından beri karşımda duruyor olduğunu fark ettim. Torpidonun üstünde duran kocaman Sivasspor’un amblemi birkaç saniye gözümü büyüledi.

+Sivaslıyım abi ben.

Bunun dedikten sonra içimden ”Umarım bu taksiyi iki şöför dönüşümlü kullanmıyordur ve bunu benim taksici asmıştır.” dedim.

-Hemşerimsin demek ki sen. Neresindensin?

Gol, doğru hamle yaptım ama Sivasta bildiğim tek bir semt adı yoktu. 9.sınıf coğrafya bilgilerimi zorlayarak aklıma bölgede bildiğim tek dağın adını söyledim.

+Beydağ.

-Hangi partilisin sen?

Buraya kadar muazzam gelmiştim ama bu soru beni çok gerdi.

+Siyasi görüşümü paylaşmak istemiyorum.

-E, in o zaman arabamdan. Sen de o kendini bilmez Kemalistlerdensin demek.

Evet, burada yine tıkandım. Hem sinirlendim hem de başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ya benim memleketimden, hangi görüşü savunduğumdan sana ne? Bir de gelmiş yayık ayranı gibi gülüyor. Yok kendini bilmez Kemalistmiş. Eğitimsiz insanın hali bu oluyor işte. Sen nasıl Atatürk’e laf edersin, üstelik beni sadece görüşümü paylaşmak istemediğim için aşağılarsın? Dedim battı balık yan gider, geç kalıyorsun Irmak. İşini hallet sonra dersini verirsin. Başladım sallamaya. O kadar ciddiydim ki inanmaması imkansızdı.

+Hayır abi ben ülkemi o ”hayır”cılara bırakır mıyım?

Referandumdan bir hafta sonra bu argümanımın işe yarayabileceğini düşündüm. Az önce yalandan hem Akp’li hem de Sivaslı olmuştum.

-Ben seni sevdim Sivaslı tamam gel götürüyorum seni.

Bu hayatımın herhalde en epik olayıydı. Sırf “Sivaslıyım.” ve “Evet oyu verdim.” yalanlarını söyledim diye yurdum insanı ona zıt olmadığım için bir anda beni sever olmuştu.

Trafiği falan unuttu adam, beni kapıya kadar bıraktı. Üstüne de dedi ki “Bak bir daha binersen benim taksime, istediğin yere bedava götürürüm seni.” Yani eğer İstanbullu olduğumu, Akp’yi hiç ama hiç sevmediğimi söyleseydim yolun kenarında indirecekti beni. Evet kurnazlık yaptım, çünkü tanıyordum artık insanlarımızı.

Yine de taksiden inmeden adama ufacık bir ders vermek istedim.

+Abi ben İstanbulluyum, Akp’yi de hiç sevmem ama sen bundan sonraki müşterilerinde dikkat et. Bak benim gibi bir kurnaz kız seni hem oyuna hem de Esentepeye getirdi.

Adam kıpkırmızı oldu. İnanılmaz sinirlendi. Arkamdan birkaç küfür savurdu. Bense hastalığımın verdiği bitkinliğe aldırmadan kendi kendime güldüm.

Başka bir gün de vapurdaki yemek satan adam çok saçma bir şekilde ben çay alırken okulumu sordu. “Galatasaray Üniversitesi.” dedim. Nasıl yüzünü ekşitti. “Kazanacak başka yer bulamadın mı, orası da okul mu?” dedi. Fenerliymiş çünkü. Hiç ses çıkarmadım bu sefer. Fenerli olduğumu bile söylemedim. Ona göre bütün Galatasaray Üniversitesine gidenler galatasaraylıydı çünkü. Adı bile çirkindi okulun. Galatasaraylı, Fenerbahçeliyi; Fenerbahçeli, Galatasaraylıyı muhakkak küçümserdi.

İşin komik kısmı, herkes tutturmuş bir birlik beraberlik narası neden sizin gibi olmayanlar karşınıza çıktığında bu kadar tepki gösteriyorsunuz? Biri hemşeriniz çıkınca, sahte de olsa, bu kadar içten bağ kuruyorsunuz? Neden kimsenin karşıt siyasi görüşe saygısı yok? Tuttuğunuz takım karakterinizi mi etkiliyor?

Dünya insanı olmayı algılayamıyoruz bence . Yok memleketmiş, yok siyasi görüşmüş. Ben, sen bana zıt biri olsan da o taksiye biniyorsam ve sen işini yapıyorsan neden bu kadar özel hayatıma bulaşıp beni değerlendiriyorsun? Bunlar neden bu kadar önemli? Profesyonel ya da seviyeli bir iletişimde neden insanlar önyargılarından kurtulamıyor?

Kültürümüzde var; her etnik yapıdan, dilden, dinden insan mozaiği oluşturuyorsak neden buna saygı duymuyoruz?

Posted in: Genel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.